PROJE ADI:
Bal arılarında yaygın olarak görülen bazı viral ve paraziter hastalıklarının teşhisi ve bu hastalıklarla mücadele programları geliştirip uygulayarak bal arısı ölümlerinin önlenmesi ve hijyenik bal arısı ürünlerinin arttırılması
PROJE YÜRÜTÜCÜSÜ:
Prof. Dr. Yakup YILDIRIM
PROJENİN KONUSU:
Son yıllarda dünyada sanayi toplumu yolunda ciddi adımlar atılmış olmasına rağmen, tarım ve hayvancılığın vazgeçilmez olduğu açıktır. Ülkemizin tarım ve hayvancılık kimliğinden uzaklaşmadan, kendi kendine yeten bir ülke olma kimliğini muhafaza ederek bu çağa ayak uydurması oldukça önemlidir.
Arıcılık toprağa bağımlı olmayıp, topraksız veya az topraklı aileler için alternatif gelir kaynağı yaratması ve aile içerisinde değerlendirilmeyen işgücünün kullanılmasıyla bireylerin istihdam ve gelir düzeyinin artmasına olanak sağlamaktadır. Az sermaye ile çok kar sağlayabilmekte, yatırım bir defa yapıldığında uzun süre işletilebilmektedir. Araziye, suya, gübreye, işletme tesislerine, traktöre ve bunları çalıştıracak işçiye ihtiyaç duyulmamaktadır.
Türkiye’nin kırsal ekonomik koşulları ve sahip olduğu ekolojik zenginlikde düşünüldüğünde sürdürülebilir, örgütlü ve bilinçli arıcılık mutlaka yaygınlaşıp geliştirilmesi gereken bir tarımsal faaliyet olarak mutlaka değerlendirilmelidir.
Hayvan yetiştiriciliğin bir kolu olan arıcılık alternatif ve maliyeti az iş kollarından birisidir. Burdur yöresinde yapılan arıcılık sonucunda elde edilen kovan başına bal üretimi birçok ilimizde kovan başına alınan bal miktarından oldukça fazladır. Bu açıdan bal arılarının sağlıklarının korunması ve koloni devamlılığının sağlanması için hastalıkları ile mücadele edilmesi ve hastalık mücadele programlarının uygulanması oldukça önemlidir.
Proje kapsamında “Burdur İli Arı Yetiştiricileri Birliği” üyesi büyük arıcılık işletmeleri ve köylerdeki küçük aile arıcılık işletmelerinde
• Deforme kanat virusu (DWV)
• Siyah kraliçe hücre virusu (BQCV)
• Akut arı felci virusu (ABPV)
• Varroa parazitinin varlığı
araştırılarak bu enfeksiyonlara bağlı bal arısı kayıplarının önüne geçilmesi için gerekli tedbirlerin alınması sağlanmaya çalışılacaktır.
Yine bu çalışmada Burdur yöresindeki Bal arısı kolonilerinde Varroa parazitinin varlığı, yaygınlığı ve kolonilerdeki dağılım oranı araştırılacaktır. Aynı zamanda proje kapsamında arı yetiştiricileri bilgilendirilecek, tedavi ve koruma önlemleri hakkında uygulamalı eğitimler verilerek varroa parazitini ile mücadele stratejileri oluşturulacaktır.
• Deforme Kanat Virusu (DKV) Hastalığı; Deforme kanat virusu, dünya da yaygın olarak görülen bal arısı viruslarından birisidir.
Varroa destructor deforme kanat virusunun ana vektörüdür. Avustralya'da yapılan bir çalışmada varroa içermeyen kolonilerde bu virus tespit edilememiştir. Daha önce yapılan çalışmalarda, DKV’nin yetişkin işçi arıların ömrünü kışlama süresinde kısalttığı ve DKV enfeksiyonunun parazit akar Varroa destructor yıkıcısı tarafından istila edildiğinde ciddi sorunlara yol açtığı belirtilmiştir. Parazit enfekte arı üzerinden virusu hemolenften alır ve başka bir arıdan beslenirken de nakleder. DKV arı kolonilerinde hem vertikal hem de horizantal yolla bulaşabilir. Vertikal bulaşma erkek arıların sperması ve kraliçe arı yumurtaları vasıtasıyla gerçekleşir. Horizantal bulaşmada ise larva besinleri yoluyla olmaktadır. Türkiye’de yapılan çalışmalarda deforme kanat virusunun mevcudiyeti rapor edilmiştir. Ana arı yetiştirme kolonilerinin yaklaşık %50‘sinin bu virusla enfekte olduğu bildirilmiştir. Hastalık sonbahar ve kış mevsiminde daha sık görülür.
Hastalıkta görülen klinik bulgular; Arı deformitesi, kusurlu uzantılar (buruşmuş/körelmiş kanatlar), kısalmış abdomenler, ağırlık azalması muhtemelen yaşam süresinde bir azalma ve sonuç olarak düzensiz yavru ve azalan arı sayıları gibi koloni etkilerini içerir. Hastalıktan etkilenen arıların yağ hücrelerinde de virus bulunmuştur. Yağ hücreleri kraliçe arılarda yumurtanın gelişiminde rol alan 'vitellogenin' (yumurta proteini) meydana getirir. Bu sebeple enfekte kraliçe arıların yumurtalarının gelişimi zayıf ve kontamine olabilir. Virusun bal arılarında morfolojik deformasyona bunun sonucu olarak da ölüme yol açarak arılar üzerinde çok yıkıcı etkilere sebep olduğu bildirilmiştir.
Bu hastalığın arılarda sıkça görülmesi ve virusun hem vertikal hemde horizontal yollarla bulaşabilmesi sebebiyle enfeksiyonla mücadele arı kolonilerinde oldukça zordur. Korunmada parazit mücadelesinin yapılması oldukça önemlidir.
• Siyah Kraliçe Hücre Virusu Hastalığı; Siyah kraliçe hücre virusu, deforme kanat ve sacbrood viruslarından sonra (yaklaşık % 80) en fazla bulunan bal arısı virusudur (Tapaszti ve ark., 2009). Bu virus bal arısı kraliçesi larvaları ve pupalarının ölümcül bir hastalığının etiyolojik ajanı olup kraliçe pupaların bulunduğu mühürlenmiş petek gözlerinde ölmüş ve koyu renge sahip pupaların bulunmasıyla kendini gösteren bir hastalıktır.
Siyah kraliçe hücre virusunun epidemiyolojisin de Nosema apis paraziti vektör görevi görür. Ayrıca bulaşma beslenme yoluyla veya kontamine gıdalar vasıtası ile de meydana gelebilir. Avrupa'da coğrafi yayılmadan dolayı genetik çeşitliliğinin fazla olduğu görüşü hakimdir. Türkiye’de siyah kraliçe hücre hastalığı yaygın olarak bulunmaktadır. Bu virusun diğer ülkelerde görülen epidemiyolojisiyle uyumlu olarak, Türkiye’de ki erişkin arılarda (%53) larvalara oranla (%33) daha yüksek pozitiflik saptanmıştır.
Hastalıkta belirgin klinik bulgular ortaya çıkar. En yaygın fakat en az bilinen bal arısı patojenlerinden biri olan siyah kraliçe hücre hastalığı yüksek titrelerde kraliçe larva ve pupaların siyahlaşmasına ve ölmesine neden olan bir hastalıktır. Virustan etkilenen yavrularda öncelikli olarak sarı renkli ve torba benzeri yumuşamış bir deri görünümü meydana gelir. Virus ergin arılarda ishale sebep olur. Pupalarda ise hızla çoğalarak yavrunun ölümüne neden olur. Petek gözlerindeki ölü yavruların koyu renk aldığı ve kahverenginden siyaha doğru giden bir görünüme büründüğü gözlenir. Aynı zamanda larva ve pupaların hücre duvarında siyahlaşma görülür. Enfekte erişkin işçi arılarda herhangi bir klinik belirtiye rastlanmaz.
Siyah kraliçe hücre hastalığının özellikle nosema paraziti ile ilişkili olmasından dolayı parazitle mücadele edilmesi hastalığın kontrolü açısından oldukça önemlidir.
• Akut Arı Felci Virusu (ABPV) Hastalığı; Akut arı felci virusu (ABPV), hastalık belirtisi görülmeyen enfekte erişkin arılardan larval jölede (arı sütü) gelişmekte olan larvalara veya varroa vektörleri tarafından pupalara ve larvalara iletilmektedir. Varroa parazitinin beslenme süresi ne kadar uzun olursa, iletilen virus miktarıda o kadar çok olur. Pupa döneminde ABPV ile enfeksiyon ölümle sonuçlanır. Gelişmekte olan arılardaki virus ise bir koloninin sönmesine neden olmakta ve ABPV ile etkilenmiş koloni aynı dönemde ölmektedir.
Akut arı felci virusunun doğal konakçısı Apis mellifera‘dır. Ancak virus Bombus arılarınıda enfekte edebilir. Genellikle yaz sonu dönemler de ortaya çıkan akut arı felci hastalığı, sonbaharda da görülebilir. Enfeksiyon dünyada yaygın olarak görülmekle beraber özellikle Avrupa kıtasında çok görülür ve önemli kayıplara sebep olur.
Bu virus erişkin ve yavru arıları enfekte edebilmesine karşın hastalık semptomları genellikle erişkinlerde görülür. Yüksek dozda virus alımı larva döneminde ölümlere yol açar. Ancak düşük dozda virusla enfekte ise larvalar gelişimine devam ederek erişkin arı olabilirler. Bu durumda subklinik enfeksiyon devam eder ve erişkin haldeyken hastalık semptomları gelişebilir. Akut arı felcine bağlı semptomlar ve ölümler daha çok varroa paraziti ile enfeste olan kolonilerde meydana gelir. Akut arı felci virusu ile ilişkili olan erişkin arılarda 5-6 günlük inkübasyondan sonra, felç ve titreme belirtileri meydana gelir. Kademeli olarak bazı arılarda renk koyulaşması ve kılların dökülmesi şekillenebilir. Uçmayan bal arıları 1-2 gün içinde ölürler. Bazen enfeksiyon tüm kolonide gözlenmeden, ferdi vakalar halinde görülebilir. Akut arı felci hastalığının spesifik bir tedavi yöntemi yoktur. Genellikle subklinik görülmesi nedeniyle viruslu kolonilerin eliminasyonu da pratik bir yöntem değildir.
Akut arı felci hastalığı, dünyada yaygın olarak görülmekle beraber özellikle Avrupa kıtasında çok görülür ve önemli kayıplara sebep olur. Türkiye’de hastalığın görülme sıklığı ile ilgili detaylı veriler bulunmamaktadır.
• Varroa Hastalığı; Bal arılarının önemli zararlısı olan varroa, ergin ve yavru bal arılarına saldıran onların hemolenfi ile beslenen bir parazittir. Petek gözündeki varroa sayısı 2 ve altında ise arının yaşam gücünü azaltabilir. Bu sayı 3 ve üzerinde olduğu zaman ergin arıda yaşam kısalığı, kanat kaybı, abdomen kısalması kanat ve ayaklarda deformasyon, canlı ağırlık kaybı, erkek arılarda sperm üretiminde azalma ve yavru yetiştirmede isteksizlik vardır. Varroa’yı tek kendi zararı olarak düşünmek en büyük hatadır. Birçok viral etken varroa ile taşınmakla birlikte deforme kanat virusu, akut arı felci virusu, bulanık kanat virusu, kaşmir arı virusu ve yavaş arı felci virusu en fazla görünendir. Türkiye’de bildirilen ilk varroa vakası 1977 yılına aittir.
PROJENİN AMACI:
Burdur yöresinde halkın büyük bir çoğunluğu geçimini hayvan yetiştiriciliği yaparak sağlamaktadır. Bölgenin büyük turizm merkezlerine ve metropollere yakınlığı ve ulaşım imkanının çok kolay olmasından dolayı üretilen hayvansal ürünlerin pazarlanması rahatlıkla yapılabilmektedir. Bu bağlamda mevcut kapasitenin üzerinde tarım ve hayvan yetiştiriciliği potansiyelinin olduğu açıktır.
Hayvan yetiştiriciliğin bir kolu olan arıcılık alternatif ve maliyeti az iş kollarından birisidir. Burdur yöresinde yapılan arıcılık sonucunda elde edilen kovan başına bal üretimi birçok ilimizde kovan başına alınan bal miktarından oldukça fazladır. Bu açıdan bal arılarının sağlıklarının korunması ve koloni devamlılığının sağlanması için hastalıkları ile mücadele edilmesi ve hastalık mücadele programlarının uygulanması oldukça önemlidir.
Burdur yöresi arıcılık için uygun iklim ve floraya sahiptir. TUİK 2016 verilerine göre Burdur’da arıcılık yapan işletme sayısı 622, kovan sayısı 43.352, bal üretimi 511 ton, balmumu üretimi 50 ton, kovan başına verim 11,8 kg’dır (TUİK, 2018 *TEPGE hesaplamaları). Arıcılıkta, bal arılarının viral hastalıkları ve bunlara bağlı olarak oluşan verim kayıpları maliyetleri oldukça arttırmaktadır. Özellikle viral hastalıkların tedavisinin bulunmayışı yetiştiricileri bu konuda çaresiz bırakmaktadır. Ayrıca viruslar bazen gözle fark edilmesi zor veya mümkün olmayan fakat bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla paraziter, bakteriyel ve mantar enfeksiyonlarına da zemin hazırlayan, potansiyel olarak çok tehlikeli enfeksiyöz ajanlardır.
Proje kapsamında “Burdur İli Arı Yetiştiricileri Birliği” üyesi büyük arıcılık işletmeleri ve köylerdeki küçük aile arıcılık işletmelerinde; deforme kanat virusu (DWV), siyah kraliçe hücre virusu (BQCV), akut arı felci virusu (ABPV) enfeksiyonlarının varlığı/yaygınlığı araştırılarak bu enfeksiyonlara bağlı bal arısı kayıplarının önüne geçilmesi için gerekli tedbirlerin alınması sağlanmaya çalışılacaktır.
Yine bu çalışmada Burdur yöresindeki Bal arısı kolonilerinde Varroa parazitinin varlığı, yaygınlığı ve kolonilerdeki dağılım oranı araştırılacaktır. Aynı zamanda proje kapsamında arı yetiştiricileri bilgilendirilecek, tedavi ve koruma önlemleri hakkında uygulamalı eğitimler verilerek varroa parazitini ile mücadele stratejileri oluşturulacaktır.
Araştırma kapsamında Burdur İli Arı Yetiştiricileri Birliğine bağlı arıcılıkla uğraşan işletmelere gidilerek bal arısı yetiştiriciliği ve hastalıkları konusunda seminerler verilecek, bu hastalıklara bağlı bal arısı ve kolonisi kayıplarının azaltılması için koruma yöntemleri anlatılacak, hastalıkların mevcudiyeti durumunda mücadele teknikleri öğretilecek ve söz konusu hastalıklarla ilgili olarak işletmelerde farkındalık oluşturulacaktır. Çalışmada bal arısı ve kolonisinin sağlığı korunarak hijyenik hayvansal ürünlerin elde edilmesi, tedavi giderleri ve verim kayıplarının azaltılması amaçlanmaktadır. Ayrıca sertifikalı/lisanslı bal üretimi için gerekli şartların oluşturulması için çalışmalar yapılarak bu konuda sertifika almış ülkemizin diğer yörelerindeki arıcılık işletmelerine teknik gezi düzenlenecek ve bölgemiz arıcılığında hem bal üretimi ve kalitesinde standardizasyon sağlayacak, hem de pazarda üreticiler güç kazanacaktır. Bu çalışma küçük işletmelerin markalaşması yolunda da bir basamak oluşturacaktır.
Araştırmada bal arılarının ve kolonilerinin söz konusu viral ve paraziter etkenlerden kaynaklı hastalıklarının azaltılması/önlenmesi ve bu hastalıklarla mücadele edilerek ekolojik denge, halk sağlığı ve ülke ekonomisine belirgin katkı sağlanması hedeflenmektedir.
Parazitlere ve viral etkenlere dirençli arı ırklarının kullanımı konusunda bir ön çalışma niteliği taşıyan bu araştırmada elde edilecek sonuçlar, arı işletmeleri ve bal üretimi açısından oldukça faydalı olacaktır.
PROJENİN BÖLGESEL KATKISI:
Araştırma kapsamında Burdur İli Arı Yetiştiricileri Birliğine bağlı arıcılıkla uğraşan işletmelere gidilerek bal arısı yetiştiriciliği ve hastalıkları konusunda seminerler verilecek, bu hastalıklara bağlı bal arısı ve kolonisi kayıplarının azaltılması için koruma yöntemleri anlatılacak, hastalıkların mevcudiyeti durumunda mücadele teknikleri öğretilecek ve söz konusu hastalıklarla ilgili olarak işletmelerde farkındalık oluşturulacaktır. Çalışmada bal arısı ve kolonisinin sağlığı korunarak hijyenik hayvansal ürünlerin elde edilmesi, tedavi giderleri ve verim kayıplarının azaltılması amaçlanmaktadır.
Ayrıca sertifikalı/lisanslı bal üretimi için gerekli şartların oluşturulması için çalışmalar yapılarak bu konuda sertifika almış ülkemizin diğer yörelerindeki arıcılık işletmelerine teknik gezi düzenlenecek ve bölgemiz arıcılığında hem bal üretimi ve kalitesinde standardizasyon sağlayacak, hem de pazarda üreticiler güç kazanacaktır. Bu çalışma küçük işletmelerin markalaşması yolunda da bir basamak oluşturacaktır.
Araştırmada bal arılarının ve kolonilerinin söz konusu viral ve paraziter etkenlerden kaynaklı hastalıklarının azaltılması/önlenmesi ve bu hastalıklarla mücadele edilerek ekolojik denge, halk sağlığı ve ülke ekonomisine belirgin katkı sağlanması hedeflenmektedir.
Parazitlere ve viral etkenlere dirençli arı ırklarının kullanımı konusunda bir ön çalışma niteliği taşıyan bu araştırmada elde edilecek sonuçlar, arı işletmeleri ve bal üretimi açısından oldukça faydalı olacaktır.
PROJENİN TOPLUMSAL KATKISI:
• Burdur İli Arı Yetiştiricileri Birliğine bağlı arıcılık işletmelerinde söz konusu viral ve paraziter hastalıkları durumu ortaya konacak ve aktif mücadele stratejileri geliştirilecek ve korunma programı oluşturulacaktır.
• Burdur yöresinde arıcılığın nitelik ve nicelik olarak geliştirilmesi sağlanacaktır.
• Arıcılık işletmelerindeki ekonomik giderler azaltılarak ekonomiye katma değer sağlanacaktır.
• Çalışma bölgesinde hijyenik ve verimli arıcılık ürünlerinin (bal, balmumu, arı sütü, arı zehiri, polen ve propolis) elde edilmesine katkı sağlanacaktır.
• Üniversitemizin ileride muhtemelen açabileceği “Arıcılık Bölümü” ve “Arıcılığı Geliştirme Araştırma ve Uygulama Merkezi” için alt yapı oluşturulacak ve uzman bilim insanları yetiştirilecektir.
• Burdur İli Arı Yetiştiricileri Birliği ile koordineli çalışarak, üniversite-sektör işbirliği sağlanacak ve arıcılık işletmeleri oluşabilecek olumsuz durumlarda doğru ve hızlı çözümler üretme imkanı olacaktır.
• Ülkemizde bal arılarının viral hastalıkları ile ilgili bilimsel çalışmalar yok denecek kadar az sayıdadır. Bu bakımdan değerlendirildiğinde de bu proje sonuçlandığında bilimsel veriler açısından ülkemiz ve dünya literatürüne katkı sağlamış olacaktır


